Kahkahaların Sustuğu Yer: seçme şiirler
Eylül Yağmuru
-kendinden geçiş
Gözlerin gülerken neşeden
Yağıyor son Eylül yağmuru
Yaşamanın şevkini sürerken
Yağıyor son Eylül yağmuru
El ele sokakta yürürken
Aşktı yaşamaya sevk eden
Aşk kokuyorken her zerren
Yağıyordu Eylül yağmuru
-kendine geliş
Saat kaç, neredeyim ben?
Ben miydim seni hayal eden?
Evinin önünde ağlarken
Yağıyor son Eylül yağmuru
Sendin, hayalimi hoş eden
Gözlerindi sarhoş eden
Ben ismini feryat ederken
Yağıyordu Eylül yağmuru
Yağıyor son Eylül yağmuru
Elbet Bir Gün
Kolay olmayacak seni unutmak,
Ama unutacağım elbet.
Canını acıtacak,
Unutulmak.
Seninle içtiğim kahvelerin
Hatrını unutacağım evvela.
İllaki zor olacak.
Elimi tutan ellerin,
Silinecek yavaş yavaş hafızamdan.
Yaşamak güzeldi,
Seninle o “eskimiş” günleri.
Unutmak zor olacak.
Adın geçecek bir mecliste
Yıllar sonra,
Ben adını da hatırlamayacağım.
Yağmurlu bir günde,
Sığınmaya geldiğin evimin önünde,
Seni tanımayacağım.
Bunlar bugün değil belki
Ama bir gün seni de üzecek.
Sonbahar Ülkesi
Oradayım işte;
Senin olduğun yerde
Zamanın donduğu yerde.
Güneşli günlere hasret
Bir kuytu köşede
Senin olduğun her yerde
Evet, oradayım işte
Geceden gündüz olmayan
Sessiz topraklar üzerinde
Veya sonbahara direnen
Bir yaprağın önünde.
Evet, oradayım işte.
Bir sonbahar ülkesinin
En derin kahverenginde
Kalbindeki sızının her paresinde
Şimdi tut kalbini elinle
Evet, oradayım işte.
Evinin Önünde
Geceyi dinliyorum
Evinin önünde
Ay ışığına inat
Gözlerini, göremeden.
Bugün yoksun
Dün, hiç olmadın
Sokak lambası selamlıyor
Âciziyetime aldırış etmeden
Şehrin ışıkları sönüyor
Seni düşünüyorum
Senin olmadığın bir geceyi daha
Güneşe teslim etmeden
Sevdim
Uzaklardan sevdim seni
Mesafeleri gözetmeden
Sevdim.
Saf ve çocukça
Sevdim.
Ve hep daha fazla sevmek istedim
Hep daha yakından sevmek istedim
Biliyorum,
Ben bu dünyaya seni sevmek için gönderildim.
Üşüdüm.
Soğuğa aldırmadan bekledim.
Ve memleketimin ilk karı düşmeden
Gelirsin diye bekledim.
Çıkarların,
Sevgiden önde olduğu bu dünyada
Ben yalnızca sevdim.
Hiçten Her Şey
Kapat gözlerini
Hapset beni içine
Orada kalayım, öylece
Çıkmayayım, çıkamayayım.
Yerleşeyim en derinlerine.
Gözlerinde hayat bulduğum
Günleri gördüm.
Omzumda başını
Saçlarıma değen nefesini hissettim
Gülüşüne sebep oldum
Oldu işte,
Olmaz dediğim ne varsa.
Şimdi;
Işıklı gecelere
Güneşli günlere
Taşsız yollarda yürüyelim.
“İmkânsız demeyelim bir daha.
Hiçbir şeyi,
İmkânsız görmeyelim.”
Gitmek ne demek?
Şimdi gülmeyecek mi resmin?
Çiçekli perdemin arkasından.
Şimdi gidiyorsun.
Gitmek, ne demek?
Tüm kelimeler kifâyetini arıyor bugün
Tüm gülüşler maziye kaçıyor
Aklım almıyor.
Gitmek, ne demek?
Şimdi ellerim soğuk mu kalacak?
Sigaralarım artık ayrılığa mı yanacak?
Düşünerek anlamlandıramadığım şeyler var,
Mesela;
Gitmek, ne demek?
Yazmamış hiç bir kalem kavuşanı
Anlatamamış kelam, ayrılığı
Allah almadan canı
Ayrıldık demeyelim
Ölmediysek...
İstanbul
İstanbul benim kardeşimdir.
Hiç görmediğim kardeşim.
Aynı kaderi paylaşıyoruz
Farklı yerlerde.
Bir gün ona kavuşacağım.
Bir gün o bana kavuşacak.
İstanbul, benim kardeşimdir.
Onun da boğazında düğümleri var,
Benim de.
O da içindeki kalabalığa rağmen yalnız,
Ben de.
Bu kadar ortak yönümüz var ve ayrıyız.
İstanbul, benim kardeşimdir.
Havadan Sudan Meseleler III.
Sana ulaşmayan her harf için
bir damla yaş borcum olsun.
İflas dilekçesini vermeden
tek kârım bu olsun.
Dilara!
Sen şiirdin,
Fakat ben nokta koymaya acizim.
Yara
Gökyüzüne hiç baktın mı sen?
Orada kendini gördün mü bir parça?
Bir yarası gökyüzündedir insanın,
Bir yarası yeryüzünde.
Büsbütün yaradır insan,
Tuzlanır sevdiğinde.
İşte, ondandır sevmenin acıtması.
Kabul et bunu,
Böylece...
Eksilmek
Bir konsolun
Senelerdir açılmayan çekmecesinde
Bir resmimiz olsun isterdim.
Yani; böyle eksilmek değil de,
Öylece eskimek isterdim.
Hâlâ mı sızlamıyor için?
Senin İçin
Soğuk kalplere de göçermiş kuşlar.
Sonbahar beklenmezmiş hüzün için.
Yaşıyorum inatla
Hayalimde yaşayan yüzün için
Başkasına gülen gözlerin için
Yaşanırmış inatla
Ayak bastığın toprak için.
Ve yaşıyorum hâlâ
“Çok yaşa” dediğin hatrın için.
Gece Mesaisi
Saat on ikiyi on geçiyor
Resmine bakıyorum
Erken kalkacağım sabah
-Umurumda değil-
Resimlerinle konuşuyorum
Gülüşünden öpüyorum
Yalnızlığıma iyi geliyor
Yalnız olmadığımı hissettiriyor
Seviyorum resimlerini
Yanımda duruyor her gün birisi
Resimlerinle konuşmak
Seni sevmenin gece mesaisi.
Sen
Uzaklarda arama beni
Ben senin olduğun yerdeyim
Dalma geçmişe boşuna
Kalbinin attığı saniyedeyim
Sessizce dinlerim sesini
Sesin can katıyor
Kim bilir hangi kelebeğe bir gün
Bir yıldız doğuyor gülüşünde
Arama beni uzakta;
İşte, gamzendeyim.
Sevseydin.
Girişi olmayan yollarda
Bıraktın beni
En sevilesi çağında
Yağmur yağarken gönlüme
Gitmeseydin.
Yapraklarda dökülür birazdan
Sevseydin.
Sonbaharda gitmezdin.
Sevseydin.
Sonbaharda gitmezdin.
Sarıl
Ne zaman yalnız hissetsem
Sana sarıldığım an hatırıma gelir
Ne zaman sana sarıldığım an hatırıma gelse
Sana sarılırım.
Sarılmak da bir başkaldırıştır
Seninle geçiremediğim zamanlara
Sarıl ve öyle kal
Kokunu unut omzumda.
Bir Küçük Oda
Dört beyaz duvar
Dördü de birbirinden
şiir yazmalık
İki küçük mavi pencere
Vardiyalı gelen güneşi
içeriye kabul ediyorlar.
Bir boş oda
Bir O eksik içinde
Ben odadayım
O da benim içimde.
Seni Yazarken
Dizelerim tutmuyor
Yağmur yağarken
Seni severken
Seni, yağmurda severken
Dizelerim tutuşuyor
Mürekkeple söndürüyorum
Seni yazarken
Gözlerine bakarken
Gözlerine bakıp, seni yazarken.
Yıldızlar
Yıldızlar gördüm düşümde
Birleştirdim yıldızları
Bir tel etti saçından
Masum Düşler Diyarı
Bir çocuk uyurken
Kediler gördü düşünde.
Tüm masumiyetiyle
Kıvırdı dudaklarını yukarıya doğru
Güldü o masumluk akan
Kapalı gözleriyle.
Bir çocuk uyurken
Dünya daha yaşanılası bir yerdi.
Şiirde Konuşmak
Bir gün yaşar mıyım düşümü?
Bir gün bir dizeye sığar mıyım?
Hâlâ en büyük arzum,
Seninle şiirde konuşmak.




